Herkese Merhaba,

Bu yıl 13.sü gerçekleşen Peryön Ege İnsan Yönetimi Zirvesi, “Hayaller ve Gerçekler İK Bunun Neresinde?” başlığıyla geçtiğimiz Cuma ve Cumartesi günleri gerçekleştirildi.

Ben maalesef zirvenin ilk gününe katılamadım. Hayallerimiz farklı olsa da, İK’nın gerçeği diyebileceğimiz kötü bir tesadüf sonucu o gün şirkette denetime denk geldiğimiz ve ofiste bulunmak zorunda kaldığım için bizimkilerin de sahnede harikalar yarattığı ilk günü kaçırmak durumunda kaldım.

Peki zirvenin ikinci gününde neler konuştuk, neler öğrendim, vizyonuma neler kattım, bakış açım ne şekilde değişti ondan bahsetmek istiyorum sizlere.

Zirvenin ikinci gününün ilk oturumu Avivasa’dan Yeşim Yarar’ın “BES’te Otomatik Katılım Uygulaması Neler Getiriyor?” isimli sunumuyla Bireysel Emeklilik hakkındaydı. Hala birçok belirsizlik olsa da 1 Ocak 2017 itibariyle tüm çalışanlar BES’e otomatik katılım sağlayacaklardır. Tabi ki bunların takibini yapacak olanlar, biz İK’cılar ve işveren temsilcileridir. Yeni sistemle, çalışanlar açısından prime esas kazancın %3’ü çalışan katı payı olarak BES’e ödenecektir. Çalışanın 2 ay içerisinde otomatik katılımdan cayma hakkı bulunuyor. Otomatik katılımda devlet katkısı %25 oranında olacaktır. Çalışan BES’ten caymazsa devlet 1000-TL tutarınsa katkı yapıyor. İşverenlerin yükümlülüğü ise, maaş ödeme gününden en geç 1 gün sonra BES katılım payı çalışıla sigorta şirketine ödenecektir. Aksi halde her ihlal için 100-TL tutarında cezai yaptırım uygulanacaktır.

image2

Teknik bir sunum olan ilk oturumdan sonra, ikinci oturum Hay Group’tan Sezai Kayaoğlu‘nun “Sherlock Holmes gibi İK’cı Olmak” sunumuydu. Bu oturumda İK’cının tam da Sherlock Holmes gibi çalışması gerektiğini belirten Sezai Kayaoğlu, İK’nın zamana ayak uydurarak dönüşmesi gerektiğini aktardı ve İK’nın eksiklerini, yanlışlarını ve yetersizliklerini anlattı. Son olarak, Sherlock İK’cı olursa nasıl biri olacağını belirterek başladı sıralamaya:

  1. Küçük detaylarla muhakkak ilgilenin.
  2. Görmek/bilmek yetmez… Gözlem yapın.
  3. Öncelik duvarınız olsun. Büyük resme bakın.
  4. Neye sahibiz vs. Neye sahip değiliz? Bariz görünür olan kadar aldatıcı bir şey yoktur.
  5. Yanınızda sizi eleştirecek bir Dr. Watson olsun. (Hayatımdaki Dr. Watson’a teşekkürler :))

Bu oturumdan sonra, filmlerini zevkle izlediğim Sherlock Holmes’un dizisine başlamaya karar verdim 🙂 böylece Londra’nın Baker Street semtindeki Sherlock Holmes müzesi de nezdimde biraz daha anlam kazanmış olacak 🙂

image5

Kısacık bir kahve molasından sonra, üçüncü oturum Yard. Doç. Dr. Ozanser Uğurlu‘nun eğlenceli ve keyifli, yerinde duramayan anlatımıyla “İş Yerinde İyi Hissetmek” adlı sunumunu izledik. Ofiste veya özel yaşantımızda, kendimizi mutsuz ya da kötü hissettiğimiz anlarda seratonin hormonunu artırmamızı sağlayan şeyleri şu şekilde sıraları Ozanser Uğurlu:

  1. Çikolata yemek, çikolatalı dondurma yemek.
  2. Su içmek.
  3. Yüzünü yıkamak.
  4. Kitap okumak (Fantastik, bilim kurgu)
  5. Kahve molaları eşliğinde sohbet etmek.
  6. Telefonla olumlu insanları arayıp konuşmak.
  7. Hareketli müzik dinlemek.
  8. Birlikte yemek yemek.
  9. Birbirlerine sürpriz hediyeler vermek.
  10. Kedi, köpek resmine bakmak, hayvan beslemek.
  11. Zihin oyunları oynamak.
  12. İyi giyinmek, güzel görünmek.
  13. Parmak şıklatarak oynamak.
  14. Yardım etmek, minnet etmek, teşekkür etmek.
  15. Sarılmak, el şıkışmak, güven hormonu salgılamak.
  16. Mızmızlanmamak.
  17. Oflamayıp oleylemek.
  18. Hareket etmek, nefes egzersizi yapmak, spor ya da yoga yapmak.

Son olarak, kendimizi iyi hissettiren şeyleri uygulamak adına hep birlikte halay çekerek oturumu sonlandırdık 🙂

image1

Lezzetli bir yemek arasının ardından, kendisini dinlemekten asla bıkmayacağım Evrim Kuran‘ın “Y Kuşağının Hayalleri ve Gerçekleri” isimli sunumu sahnedeydi. Serde araştırmacılık olan Evrim Kuran, sadece bizim sunuma özel bir araştırma yaptığını belirterek sonuçlarından bahsetti. Y kuşağında bulunan yaklaşık 400 genç arkadaşlarımızla yapılan anket sonucu, gençlerin en büyük üç hayali aşağıdaki gibi:

  1. Seyahat etmek.
  2. Mutlu/huzurlu olmak.
  3. Kendi işimi yapmak.

Mutlu olmayı hayal olarak gören bir genç nesil ile karşı karşıyayız. Vay güzel ülkemin geleceğini göremeyen gençlerinin haline. Kaldı ki, yetenek olarak değerlendirilen genç arkadaşlarımızın iş hayatındaki kariyer profillerine bakıldığında, büyük çoğunluğu “çokuluscu” bir kariyer hedefine sahipler. Yani yeteneklerimiz, iş ve özel yaşantılarına ülkemizde değil yurt dışında devam etme hayalindeler. Evrim Kuran sunumun devamında, işgücü mutluluk kadranından bahsetti. İş hayatındaki gençlerin yarısından fazlası kendilerini “çıkmazda” görüyorlar, yani hallerinden memnun değiller fakat ne yapmaları gerektiğini bilmediklerinden kendilerini karmaşık ve çıkmazda hissediyorlar. Yine önemli bir kısmı “arayışta” olduklarını belirtmiş, yani her koldan iş arayışına devam ediyorlar, oldukları yerden farklı bir yerde çalışmak istedikleri için. Minik bir kısım halinden “memnun”. Bir kısmı da “dalgalı”, yani halinden memnun fakat yine de çağrıldığı her iş görüşmesine katılıyor. Evrim Kuran sunumunu etkileyici bir duvar sözü ile sonlandırdı: “Şehirdeki her binanın çatısına balonlar bağladığını hayal et.” Çarpıcı araştırma sonuçlarından çok etkilendiğimi itiraf etmek istiyorum.

Yine kısa bir kahve molasından sonraki beşinci oturumda, Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz “Dijital Dönüşüm” isimli sunumunu paylaştı. Dijitalin geçmişten günümüze evrimini anlatarak, dijitali sektörüne entegre etmiş başarılı şirket uygulamalarından verdiği örneklerle, dijital dönüşüme hepimizin ayak uydurması gerektiğinden bahsederek keyifli sunumunu sonlandırdı.

fullsizerender

Hemen ardından, Mustafa Kemal Atatürk’ü en iyi anlatan öğretmen olarak tanınan, aynı zamanda boyacı, rapçi öğretmen olarak da bilinen Ahmet Naç, “Ezberinizi Bozun” isimli farklı sunumuyla sahnedeydi. Klişelerden uzaklaşmamız gerektiğini, herkesin farklı bir hikayesinin olduğunu, önemli olanın bu hikayeyi içimizde hissedebilmek, insanlara bu hikaye ile yaklaşabilmek olduğunu aktararak, ezberimizi bozmaya devam etti. Ahmet Naç’ın TEDx İstanbul konuşmasını izlemenizi tavsiye ederim.

Bir ara dinlenmesinin ardından Prof. Dr. Erdem Özdemir, “Kişisel Verilerin Korunmasından, Torba Yasalara kadar Tüm Mevzuat Değişiklikleri” hakkında bize detaylı ve anlaşılır bilgiler paylaştı. Mevzuatı bu kadar anlaşılır ve keyifli aktaran başka birini tanımadığımı belirtmek isterim.

image6

Veeeee işte zirvenin beklenen o anı geldi 🙂 bayıldığım tiyatro sanatçısı Nilgün Belgün “Nenanana” şarkısı eşliğinde, tüm pozitif enerjisiyle, bizlerin alkış ve çığlıklarıyla birlikte sahnedeydi. Peryön Ege Şube Başkanı Serdar Hocam ile birlikte keyifli bir söyleşiye tanık olduk. Nilgün Hanım, şen kahkahaları eşliğinde gerçekleşen hayallerini, bitmeyen enerjisinin sırrını, pozitif kalmanın püf noktalarını, sürekli gülen yüzünün sebebini bizlerle paylaştı. Birçok konuda bana ve tüm arkadaşlarıma yol gösterdiğine eminim.

image3

Zirve bitmeden Nilgün Belgün’ü kaçırmak istemedik tabi ki. Son olarak, Serdar Başkan ve biz sevgili yürütme kurulu üyeleri, tatlı Nilgün Belgün ile bir hatıra fotoğrafı çekildik. “Ne güzelsin Nilgün Belgün” demek istiyorum 🙂

Zirve planlanandan geç bitti, iyi ki de öyle oldu. Her bir oturum kendi içinde faydalı, keyifli, öğretici ve yol göstericiydi. Peryön Ege’nin Yürütme Kurulu’nda olduğum için mi bilemiyorum, fakat bu zirve için şimdiye kadar katıldığım en deli dolu zirveydi diyebilirim. Keşke hiç bitmeseydi… Yenilerine sağlık diyerek bugünkü yazımı sonlandırıyorum 🙂

Nice bilgi dolu zirvelerde buluşmak dileğiyle,

Sevgiler.

Share This:


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir